GAZEL

GAZEL                                                                                                    Nâm ü nişane kalmadı fasl-ı bahârdan
Düşdü çemende berk-i diraht i'tîbârdan

Eşcâr-ı bağ hırka-tecrîde girdiler
Bâd-ı hazan çemende el aldı çenârdan

Her yaneden ayağına altun akup gelür
Eşcâr-ı bağ himmet umar cûybârdan

Sahn-ı çemende durma salınsun sabâ ile
Azadedir nihâl bugün berk ü bârdan

Bakî çemende hayli perişan imiş varak
Benzer ki bir şikâyeti var  rüzgârdan                                                                                             Günümüz Türkçesiyle

1. Bahar mevsiminden eser kalmadı; ağaç yaprağı bahçede itibardan düştü, dalından kopup yere serildi(itibardan düştü=teşhis , bahar,ağaç yapragı,bahçe,dal=tenasüp.
2. Bahçedeki ağaçlar, dervişler gibi tecrîd hırkasını giydiler; yani yapraklanın döktüler. Hazan riizgân çınardan el aldı, yani ona intisap etti. (Onun ele benzeyen yapraklarını yerlere döktü).(çınar,bahçe,ağaç=tenasüp dervişler gibi=teşbih)
3. Her taraftan ayaklarına altınlar (kızıl ve san yapraklar) akıp geldiği hâkle, ağaçlar, hâlâ dereden himmet umarlar.(ağaçların dereden himmet umması=teşhis
4. Fidan, bugün yaprağından ve meyvesinden kurtulmuştur; artık durmadan bahçenin ortasında sabah rüzgânyla salınıp yürüsün.(fidan,yaprak,meyve,bahçe,rüzgar=tenasüp , yürüsün=teşhis)
5. Ey Bakî! Bahçede yapraklar bir hayli perişan olmuş, savrulup duruyor. Herhalde, onların da rüzgârdan şikâyetleri var.(Ey Baki=nida , onların rüzgardan sikayeti var=teşhis , perişan olan yaprak=teşhis)

Bâkî

Yorum Yaz